Cemre Yoldaş: YATIRIMCILARIN KARARLARI VE TAKLİT YANSIMALAR

0 0

“ 1973 yılında inci kralı Salvador Assael yatını Saint-Tropez’e demirlemişken, havalı genç bir Fransız olan Jean-Claude Brouillet yatıyla kıyaya yanaştı. Brouillet hava taşıma şirketini yeni satmış ve geliriyle Fransız Polinezyası’nda bir mercan ada satın almıştı. Broulliet, aldığı adanın turkuaz sularında bol miktarda siyah dudaklı istiridyeler olduğunu anlamıştı. Bu istiridyelerin siyah dudaklarında dikkate değer bir şey çıkıyordu: Siyah inciler.

O dönemde bu siyah incilerin piyasası yoktu ve talep azdı. Ama Brouillet kendisiyle iş yapması için inciler kralı Assael’i ikna etmişti. İkisi birlikte siyah incileri toplayıp, dünyaya satacaklardı. Assael’in pazarlama çabaları başarısız oldu, tunç renginde ve aşağı yukarı tüfek bilyesi büyüklüğündeki incilerden tek bir tane bile satış yapamadan Polinezya’ya geri döndü. Bu durumda siyah incileri ya hepten kaldırıp atacak ya da düşük fiyattan indirimli mal satan bir dükkana verecekti. Onları birkaç tane beyaz inciyle paketleyerek tüketicilere itelemeye çalışabilirdi. Ama bunun yerine Assael başka bir şey yapmaya karar verdi. İşletme daha güzel numuneler çıkartana kadar bir sene bekledi ardından onları değerli taş tüccarı arkadaşı Harry Winston’a götürdü. Winston siyah incilere fahiş fiyatlı etiketler koyarak onları Fifth Avenue’daki mağazasının vitrinine koymayı kabul etti. Bu arada Assael çalışmaya devam etti. Dergilerin en gösterişlerinde yayınlanmak üzere tam bir sayfa reklam verdi. Reklamda, etrafa saçılmış elmaslar, yakutlar ve zümrütler arasında bir dizi Tahiti siyah incisi parlıyordu. Geriye tek bir şey kalmıştı; tanınmış birinin bunu kullanması. Nitekim de öyle oldu çok geçmeden Manhattan’ın en zengin divalarının boynunda siyah inciler parlamaya başladı. Assael, değeri oldukça belirsiz olan bir şeyi almış oldukça seçkin bir hale getirmişti. (Ariely, Akıldışı Ama Öngörülebilir, S: 47-48) ”

Siyah incinin hiçlikte başlayan serüveni           günümüze kadar değer kazanarak ilerlemeye devam etti. Dört sıra halinde dizili, doğal yani kültür incisi olmayan bir siyah inci kolyenin en son 5,1 milyon dolara satıldığına ve bu satış ile dünyanın en pahalı inci kategorisinde ilk beş içerisinde yer aldığına belki denk gelmişsinizdir.

Nasıl oldu da bundan 48 yıl önce piyasası olmayan bir şey dünyanın en pahalı sıralamalarında yer alabiliyordu? Assael, insan davranışlarındaki çıpa atmak, aitlik hissetmek, kıskanmak, kendini kabul ettirmek v.b gibi birçok irrasyonel davranışlardan oldukça fayda görmüştü. Ama inci örneğinde özellikle bir irrasyonellik çok iyi çalışmıştı.

Çok değil, bundan sadece otuz yıl geri gidelim… 1991. İtalya Parma Üniversite’sindeki laboratuvarda sinir bilimci Giacomo Rizzolatti ve yüksek lisans öğrencileri bir deney üzerinde çalışıyorlardı. İğneli ince elektrotlar bir maymunun beyin bölgesindeki nöronların içerisine yerleştirilmişti ve maymunun yaptığı hareketlerle beyindeki nöronlardan elektriksel aktiviteyi kaydediyorlardı. Öğlen yemeği vakti geldiği için yüksek lisans öğrencilerden biri hariç ekip yemeye çıkmıştı. Yemeye çıkmayan öğrenci ise laboratuvarda dondurma yemeye karar vermişti. Ne olduysa o an olmuştu öğrenci dondurma yerken maymunun hücresel aktivitesinden artış sinyali gelmeye başlamıştı ancak maymunda hiçbir hareket yoktu. Daha sonra ekip bunu araştırmaya karar verdi ve gördüler ki yemek yemeye başladıklarında maymunun beyni yeme işlemini kendi yapıyormuş gibi hareketlenmekteydi. Dondurma keşfinden bir yıl sonra Rizzolatti bu konu hakkında sinirbilim dergisine bir makale yazmıştı ancak makale o dönemde göz ardı edilmişti. Ardından dört yıl sonra bulunan bulguların çok daha ayrıntılı hali bir dergide yayınlandı. İlk başta göz ardı edilen bu konu 2009 yılına gelindiğinde hakkında 300’den fazla makale yayınlanmış bir konu haline gelmişti. Bilim insanları bu konu hakkında şunu diyorlardı “Biyoloji için DNA neyse psikoloji içinde bu keşif aynıdır.” Şans eseri keşfedilen ve bu kadar önemli olan konuya bilim insanları “Ayna Nöronlar” ismini vermişti.

Ayna Nöron, bir canlının herhangi bir hareketi kendisi yaptığında ya da aynı hareketi yapan birini gözlemlediğinde her ikisinde de hareketlenen nöronlar için kullanılmaktadır. Bir anlamda şans eseri keşfedilen bu işlev insanların filmlerde sevdiği karakterler üzüldüğünde, acı çektiğinde ya da öldüğünde neden üzüldüklerine ya da korku filmlerinde orada olan siz olmadığınız halde neden kaslarınızın kasıldığına dair cevaplar vermekteydi. Kısaca bu nöronlar insanlarda olan empati duygusunun neden kaynaklandığına ışık tutmuştu. Tabi ki de insan hayatına etkileri sadece bunlar değildir.

Ayna nöronlar kişilerin satın alma davranışlarını da etkilemektedir ayrıca nöronlar aktif hale geldiğinde insanlar genelde bunu fark etmezler. Bu nöronlar kişilerin sahip olma arzularını tetikler. Black Friday bunun en iyi örneklerden biridir. Eğer kişi satın almayı düşündüğü ürünün kaç kişi tarafından tercih edildiğini görüyorsa ya da takip ettiği, örnek aldığı veya beğendiği her hangi birinde bu ürünü görüyorsa onun davranışını kendi davranışı gibi benimsiyor ve o ürüne karşı sahip olma isteği çok daha fazla oluyor. İhtiyacı olmasa bile kendince haklı bir sebep yaratarak o ürünü satın alıyor. Aynı işlevi yerine getiren birçok farklı ürün varken belli marka saatlerin, telefonların ya da kalemlerin diğerlerinden daha popüler olması inci hikayesinin günümüzde farklı isimlerle hala devam ettiğini göstermektedir.  Çünkü insanlar bunları aldığında sadece bir ürünü almış gibi değil kuvvetli bir statü de kazanmış olduğunu hissediyor. Teknolojinin çok fazla yaygın olmadığı dönemlerde birçok insanın tüketimi o mahallenin tüketim alışkanlıklarına göre şekillenirdi çünkü diğer yaşantıların detayları hakkında çok fazla bilgiye sahip olamazlardı. Ancak günümüzde kullanılan teknoloji ile birbirinden farklı gelir düzeylerine sahip olan kişiler birbirlerinin yaşam detaylarına rahatça ulaşabilmektedir. Ayna nöronların katkısıyla da insanlar gelir seviyesinin çok daha fazlasını harcamaya başlamaktadır. Dijitalleşmeyle birlikte, insanlar geniş bir etkileşim ağı kurmuş ve dijital alanlar yaşam tarzı satan en temel alanlar haline gelmiştir. Artık dergiler gibi, televizyon yayınları gibi, süre ve kağıt sıkıntısı çekmeden, her zaman bu yaşam tarzları insanlara pazarlanabilir bir hâl almıştır. Bu anlamda ayna nöronları günümüzde çok daha önemli bir yere sahiptir. Ester Ruben “İktisadın Unuttuğu İnsan” kitabında şöyle demiştir: “Aslında artık daha fakiriz, çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebileceklerimizin arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Olduğumuzla, aslında olabileceğimiz kişi arasında dağlar kadar fark vardır artık.”

Duyguların ayna nöronlar sayesinde bir insandan diğerine yansıması sürü psikolojisinin de nedenini ortaya koymaktaydı. Sürü psikoloji, birçok sosyal bilimde olduğu gibi ekonomi için de oldukça önemlidir.  Ekonomik krizlerin temel sebeplerinden biri finansal göstergeler olabilir ancak duyguların yayımıyla ortaya çıkan sürü psikolojisi krizin derinleşmesinin önemli sebeplerinden biridir. Dünya ekonomi tarihi içinde en önemli balonlardan biri olarak ekonomi kitaplarında kendine yer bulan Lale Soğanı Krizi, sürü psikolojisinin ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne süren örneklerden sadece bir tanesidir.

Robert Shiller ve John Pound tarafından 1989 yılında Journal of Economic Behavior and Organization’da “Survey evidence on diffusion of interest and information among investors” ismiyle yayınlanan çalışmada yüksek gelirli yatırımcının zamanının yarısından fazlasını bir hisse senedi ile ilgilenerek geçirdiği saptanmıştır. Ama çalışmanın asıl dikkat çeken yanı ise buna başka bir kişinin o hisse senedinden bahsetmesinin neden olduğu tespit edilmiştir.  Bir kişi, sadece bir kişinin sizin yanınızda sürekli borsa ile ilgilenmesi, borsadan para kaybettiğinde üzüntüsünü, kazandığında mutluluğunu ve daha da önemlisi hisse senedini takip esnasında heyecanını size yansıtması ayna nöronunuzu çalıştırmaya yetebilir. Karşınızdaki kişinin yaşadığı duyguları al-sat işlemi yapmadığınız halde beyniniz yapıyormuş gibi davranabilir ve beyin nöronlarınızı ateşleyebilir. Daha sonrasında ise bu duyguları kendiniz deneyimlemek ve buna sahip olmak isteyeceksiniz ve büyük ihtimalle hisse senedi piyasasında işlemler yapmaya başlayacaksınız. Karşınızdaki kişinin davranışlarını sürekli gözlemlediğiniz için birkaç hisse senedi işleminden sonra piyasayı tanıdığınız yanılgısına düşebilir ve olması gerekenden daha fazla tepkiler verebilirsiniz. Mark Twain “Doğru söz ile hemen hemen doğru bir söz arasındaki fark; yıldırım ile ateş böceği arasındaki farktır” diye söylemiştir. Yatırımcı içinde yatırımlarından kazanmak-kaybetmek ya da hemen hemen kazanmak-kaybetmek arasındaki fark yıldırım ile ateş böceği arasındaki fark gibidir. Karşınızdaki kişiyi gözlemlediğiniz sürede hemen hemen kazanıyor ya da kaybediyordunuz ancak kendiniz yatırım yaptığınızda kazancınız ya da kaybınız “hemen hemen” kavramından oldukça uzaklaşacaktır.

Psikolog Albert Bandura insan davranışlarının kişilik ve çevre ile derinlemesine bağlantılı olduğunu dile getirmiştir. Çevrenizde bulunan kişiler ne ile uğraşıyorsa siz de o yöne doğru ilginizi kaydırmaktasınız. Riskli piyasalarda yatırım yapmaya karar veren yeni yatırımcılardansanız veya uzun süredir işlem yapan fakat aniden bir hisse senedini almak/satmak istiyorsanız çevrenize, takip ettiğiniz haberlere bir göz atın. Bu kararı gerçekten siz mi verdiniz yoksa ayna nöronlarınız ile bir şeyi ya da birini taklit etmek mi istiyorsunuz. Eğer kararınız çevreden etkilenmeden verdiğiniz bir karar ise kar ya da zarar etseniz bile bilinçli bir şekilde aldığınız kararı uyguladığınız için mutlu olmalısınız. Ancak öyle değilse ne yaptığınızı bilmeden sadece almak için alıp satmak için satacaksınız. Bu davranışınızdan dolayı ya belirsiz olan bir şey oldukça değerli hale gelecek ya da değerli bir şey oldukça belirsiz hale…

Siyah inci, insanların irrasyonelliği sayesinde 1974 yılından sonra değerlense de Çin tarihinde hep önemli bir yerdeydi. Çinlilere göre, ejderhaların kafalarında siyah inciler bulunurdu ve bu inciler sayesinde ejderhalar bilgiliydi. Eğer bir insan bilgiye sahip olmak istiyorsa ejderhayı öldürmek zorundaydı. Ejderhayı öldürmek çok zor olduğu için bilgiye ulaşmak da çok zor bu yüzden de çok değerliydi. Bundan dolayı birine siyah inci hediye etmek ona yaşam yolculuğunda bilgelik dilemek anlamına gelmektedir. Ben de bu siyah inciyi buraya sizler için bırakıyorum…

Cemre Yoldaş

Kaynaklar:

Ariely,D. “Akıldışı Ama Öngörülebilir”

Ruben,E. “İktisadın Unuttuğu İnsan”

Shiller,R. Pound J. “Survey evidence on diffusion of interest and information among investors”

https://headrush.typepad.com/creating_passionate_users/2006/04/angrynegative_p.html

https://www.scientificamerican.com/article/mirroring-behavior/

Piyasanın gerçekliği yatırımcının körlüğüyle çeliştiğinde

Erol Taşdelen Analizi: İş Bankası zirvede rakipsiz kaldı!

TSPB Araştırma Raporları Standartlarını Belirledi

Halka arzlarda büyük artış yolda ama…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

haber 24 ntv spor izmir haber istanbul haber bina guvenlik sistemi guvenlik sistemi teknim alarm sistemi kamera sistemi kamera sistemi bakıcı kamera sistemi bakıcı kamera sistemi Google