PİYASANIN DEJAVU’SU: YATIRIMCIDA JAMAİS VU

0 4

“Beş yıllık bir gece hayal edebiliyor musunuz? Düş yok, uyanma yok, dokunma yok, tat yok, koku yok, görme yok, ses yok, işitme yok, hiçbir şey yok… Hiçbir şey duymadım, hiçbir şey görmedim, hiçbir şeye dokunmadım, hiçbir şey koklamadım. Ölü gibi…”

2:10: Bu sefer tam anlamıyla uyanığım.

2:14: Bu sefer nihayet uyandım.

2:35: Bu kez tamamen uyanığım.

9:40: Önceki iddialara rağmen, ilk defa uyandım.

10:35: Ben tamamen farkındayım, ilk kez uyanığım.

“1985 yılında İngiliz müzisyen Clive Wearing’e soğuk algınlığına neden olan bir virüs enfekte oldu. Ne yazık ki bir talihsizlik yaşandı ve virüs Wearig’in beynine saldırdı ve bu enfeksiyon sonrasında müzisyenin beyninde ciddi bir hasar ortaya çıktı.  Wearing, bu hasar sonrasında geçmişi hatırlamıyordu, geçmişi hatırlayamadığı gibi geleceğe dair yeni hiçbir anının kaydı da artık olmuyordu. Bazı psikolojik stresin neden olduğu sendromlarda yakın zaman korunurken, eski anılar kaybolduğu durumlar yaşanmaktadır. Nörolojik hafıza bozukluklarında ise, daha uzak geçmişe ait anılar muhafaza edilme eğilimindeyken, yeni edinilen bilgiler kaybolmaktadır. Weairng ise her ikisini de aynı anda yaşıyordu. Eski anılarına dair hafızasında bir kayıt yoktu ve yeni anılar da hafızasında oluşamıyordu. Unuttuğu şeyleri öğrenmeye çalışması bile bir işe yaramıyordu çünkü bilinci yerine geldiği zamanlarda sadece yedi ile otuz saniye Wearing ile kalıyordu. Ardından beyni bilincini kapatıp tekrar açıyordu. Kısaca, yeni olaylar ve deneyimler neredeyse oluşma anı ile aynı anda siliniyordu, gözlerini her kırpıp açtığında yeni bir ana uyanıyordu.  Bu durum Wearing için hiç bitmeyen bir ıstırap haline gelmişti çünkü geleceği hayal etmek geçmişi hatırlamak kadar zordu. Bu ıstırap biraz daha olsun azaltabilmek için günlük tutmaya karar verdi ve yukarıdaki zaman çizelgesi Wearing’in bilincinin geri geldiği anları gösteriyordu. Hiçbir zaman gerçekten ne zaman uyandığının farkına bile varamıyordu. Zamansızlık ve hatırasızlığın olduğu bellek hapishanesinde sıkışıp kalmıştı.” (Sacks, 2007)

Unutmak… Birçok insanın bir ödül gibi gördüğü ancak bunu gerçek anlamda yaşayanların, büyük bir ıstırap olarak tanımladığı kavram. Clive Wearing da bellek kaybının bir çeşidi olan Amnezin ’in en ağır halini yaşıyordu. Onun için bu hastalık adeta ölümdü çünkü kendisini tanımlayacak hiçbir hatırası artık kendine ait değildi ve yeni bir hatıra da oluşturamıyordu.

İnsanların hafıza kaybı yaşaması için sadece bir virüse, ağır bir travmaya ya da bir beyin sarsıntısı yaşamasına gerek yoktur. Aslında birçok insanın beyin yorgunluğundan kaynaklanan kısa süreli hafıza kayıpları vardır. Hayatın normal akışında bellek çok fazla oyunlar oynayabilir. Örneğin dejavu; çok fazla kişi tarafından bilinen, bazı dini kavramlarda bir önceki hayatın yansıması anlamında kullanılan, yaşanılan anı daha önce yaşamış olma duygusu anlamına gelen bir bellek hatasıdır. Peki ya Dejavu kavramının tersi anlamında kullanılan Jamais vu kelimesi?

Jamais vu da Dejavu gibi genelde beklenmedik bir anda ve aniden gelen beyindeki aksaklık durumudur. Görülenler, duyulanlar sinirsel yollarla aktarılmaya devam ederken beyin gerçeklikten kopar ve temporal loblar hatırayı anımsarken aşinalık ile ilgilenen nöronlar iletmesi gereken bilgiyi iletmez ya da geç iletir. Ortaya çıkan bu zaman farklılığı da hafıza kaybına neden olmuş olur. Jamais vu’dan dolayı her gün yaptığınız ve aşina olduğunuz konular size bir anda yabancı gelmeye başlar. Örneğin her gün kullandığınız yolda yürürken bir anda o yolu tanıyamazsınız ve çevredeki her şey size yabancı gelir ya da sürekli konuştuğunuz arkadaşınızın adını unutursunuz veya arkadaşınızın ismi size arkadaşınızın çağrışımını uyandırmaz.

Dejavu alanında önemli çalışmaları bulunan Nöropsikolog Chris Moulin çocukluğunun bir kısmı demans hastası olan dedesi ile geçmişti. Bunun da etkisiyle hafıza ile ilgili hastalıkları araştırmaya yönelmiş ve 2006 yılında Sidney Leeds Üniversitesindeki çalışma arkadaşlarıyla birlikte Jamais vu hakkında bir araştırma yapmıştı.  Bu araştırmada 92 gönüllü 60 saniye içerisinde otuz kez “kapı” kelimesini yazacaktı. Araştırma basit gözükmesine rağmen gönüllü deneklerde ortaya çıkan sonuç oldukça şaşırtıcıydı. Çünkü gönüllülerin %68’inde kapının gerçek olduğuna dair şüphelenmeler başlamıştı, bazı katılımcılar; “boş bir şey heceliyormuşum” ya da “yazdığım kelimenin uydurma bir kelime olduğunu düşünüyorum” vb. cümleler kurmuştu. Moulin’e göre tanıdık bir şeye uzun süre maruz kalan kişiler anlamsal doygunluğa ulaşmakta ve bu doygunluk noktasında beyin sinirleri çalışırken normalden daha fazla enerji harcamaktaydı. Belli bir süre geçtikten sonra beyin yorgunluğu başlayarak tanıdık kişiler, yerler veya olaylar yerini bir yapaylığa ve sahteliğe bırakmaktaydı. Kısaca ifade etmek gerekirse; bir şeye uzun süre bakmanız durumunda zihin yoruluyor ve baktığınız şeyin taşıdığı anlam yitiyor, kişilerde tanıdık gelen şeylere uzaklaşıyor ya da anlık bir dönem hatırlayamıyor.

Büyük Buhran’ın başlangıç işaretlerinden biri olarak görülen 1929 yılında Wall Street çöküşü meydana geldi. Bu çöküş piyasaya “Black Friday” kavramını kazandırdı. Hatta piyasanın çöküşünden önce en kuvvetli satışların Perşembe günü olmasından dolayı kriz “Black Tuesday” olarak da isimlendirilmiş ve piyasa böyle bir kavrama sahip olmuştu. Ortaya çıkan ekonomik buhran ve borsa çöküşü o kadar kuvvetliydi ki böyle bir çöküşün tekrar yaşanmaması için birçok çalışmalar yapılmıştı. Fakat tarih 19 Ekim 1987’yi gösterdiğinde,  piyasaların en büyük krizlerinden biri olan meşhur “Black Monday” ortaya çıktı.  Bu kriz sonrasında da araştırmalar yapılmış ve yatırımcıların davranışlarını anlayabilmek için anket çalışması oluşturulmuştu. Yaklaşık 1000 yatırımcı tarafından yanıtlanan ankete gelen cevaplara göre; hem alıcılar hem de satıcılar 19 Ekim tarihinden önce pazarın aşırı değerli olduğunu düşünüyorlardı fakat buna rağmen borsada işlem yapmaya devam ediyorlardı. Çünkü aynı zamanda deneye katılan birçok yatırımcı piyasanın gidişatını öngörebileceği düşünüyordu. Ancak ne 19 Ekim tarihinde ne de diğer tarihlerde yatırımcılar, piyasaların yönünü öngörebilmekte yetersizlerdi. Aynı hatayı tekrar yapmayacağını söyleyen yatırımcıların yaşadığı yabancılaşma nedeniyle yukarıda da gördüğünüz gibi piyasalar çok fazla kara günlere sahiptir.

Bir konuya veya bir alana odaklanabilmek başarılı olabilmek için önemli konulardan biri olarak bahsedilir. Ancak devamlı hale gelen şeylerde genellikle beyinde odaklanma durumu değil otomatik sistem devrededir. Yapılan deneydeki kapı kelimesini düşünün her gün fiziki olarak gördüğünüz hatta gün içerisinde defalarca dokunduğunuz bir kelime bile 60 saniye içinde size saçma, uydurma ve anlamı olmayan bir kelime olarak gözükebiliyorsa, her gün yürüğünüz yolu, devamlı konuştuğunuz arkadaşınızın ismini aniden unutabiliyorsanız bu neden devamlı işlem yaptığınız hisse senetlerinde yaşanmasın?

Eğer Wearing gibi, kendisiyle mücadele edemeyecek bir hastalığa sahip değilseniz, anlık hafıza kayıplarınıza karşı tetikte olmalı ve onlarla savaşmalısınız. Her bir anı önemlidir. Gerek geçmişte olsun gerekse yaratılacak yeni anılar da olsun. Çünkü sizin anılarınız, piyasanın anılarını oluşturan hücreler gibidir. Piyasalar, bu anıları oluşturan gerçekliklerin yaşanmışlıklarıyla birikerek ilerler. Piyasanın, onu oluşturanların meydana getirdiği kolektif bir hafızası vardır. Piyasadaki herkes hata yaptığında bile bu, kolektif hafıza da “kara bir gün” olarak yer edinir. Kolektif hafıza unutmaz. Siz anılarınızı unutsanız da…

2:10: Bu sefer tam anlamıyla uyanığım.

2:14: Bu sefer nihayet uyandım.

2:35: Bu kez tamamen uyanığım.

9:40: Önceki iddialara rağmen,  ilk defa uyandım.

10:35: Ben tamamen farkındayım, ilk kez uyanığım.

Clive Wearing, uyandığı zamanları değil uyanık olduğunu fark ettiği zamanları not alıyordu ancak günlüğündeki bu döngü hiç değişmiyordu, her defasında ilk defa uyandığını düşünüyordu. Yatırımcıların her zarar sonrasında hatalarını ilk defa farkına vardığını düşünmesi gibi…

“Deja Vu’nun bir de tersi vardır.

Buna ‘Jamais Vu’ denir.

Sürekli aynı insanlarla karşılaşıp aynı yerlere gidersiniz, ama her seferinde ilk kez olmuş gibi hissedersiniz.

Herkes her zaman yabancıdır.

 Hiçbir şey tanıdık gelmez.”. Chuck Palahniuk

 Cemre Yoldaş

Kaynaklar:

Moulin, C. “The the the the induction of jamais vu in the laboratory: word alienation and semantic satiation”,  https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/09658211.2020.1727519

Sacks, O. “The Abbys” 2007,  https://www.newyorker.com/magazine/2007/09/24/the-abyss

427: Dr. Chris Moulin: Deciphering Déjà Vu and Making Sense of Memory

Özvarlık Kârlılığı İle Öne Çıkan Şirketler…

UNCTAD Raporu: Türkiye büyüdü, ama küçüldü de….

Atilla Yeşilada: Borsa kritik, Altın parlıyor

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

haber 24 ntv spor izmir haber istanbul haber bina guvenlik sistemi guvenlik sistemi teknim alarm sistemi kamera sistemi kamera sistemi bakıcı kamera sistemi bakıcı kamera sistemi Google
şişli escort bayan şişli escort şişli escort şişli escort bayan