TEMEL ANALİZDE FARKLI BİR YÖNTEM: DUPONT ANALİZİ

0 2

Şirket değerleme yöntemlerine geçen hafta yazdığım göreceli değerleme metoduyla bir giriş yapmıştık. Bu yazımızda hisse senedi yatırımcıların bir hayli faydalanacağını düşündüğüm farklı temel analiz rasyolarını bir araya getiren yöntemlerden bir diğeri olan DuPont Analizinden bahsedeceğim.

İlk olarak 1920’li yıllarda aynı isimle faaliyetlerini sürdüren DuPont firması tarafından kullanılan bu yöntem, bir şirketin özsermaye karlılığının değişimine en fazla hangi unsurun sebep olduğunu ve bu oranın neden yüksek ya da düşük seyrettiğini hızlıca fark edebilmemizi sağlar. Şirketin gelecekteki gidişatını öngörmemize yardımcı olduğu bilinirken, şu anki fotoğrafı daha net gösterir. İki firmanın özsermaye karlılıklarını (özsermaye karlılığı işletmeye yatırılan her bir birime karşılık ne kadar kar getirisi olduğunun bir göstergesidir) kıyaslarken aşağıdaki rasyolardan faydalanırız:

  • Net Kar Marjı (Satışların karlılığı ile bağlantılı)
  • Aktif Devir Hızı (Toplam aktiflerini yılda kaç sefer çeviriyor, aktifleri başına satışları ne durumda, şirket gelir elde etmek amacıyla aktiflerini etkin kullanabiliyor mu?)
  • Finansal Kaldıraç Çarpanı (Faaliyetlerini finanse ederken ne kadar borç kullanıyor, bazı durumlarda borçlanmak kendi sermayenizi kullanmaktan daha ucuz olabilir)

Özsermaye karlılığını incelerken işin içerisine borçluluk oranı da giriyor. Öyle ki borçları yüksek olan bazı şirketlerin özsermaye karlılığı yüksek çıkabilir fakat borçla yapılan yatırımlar belli bir süre sonra borç verenin borcunu istemesi sonrası firmanın karlılığını aniden sarsabilir. Borçluluğun artması özsermaye karlılıgını artıran bir faktör gibi görünse de yüksek borçluluk beraberinde yüksek riski de getireceğinden bu durum işletme için bir kısır döngüye sebep olacak ve özsermaye karlılığını belirli bir seviyenin üzerinde tutmak için devamlı borç kullanımını gerektirecektir.

Borçluluk kadar önemli bir diğer konu olan kar marjlarının düşük olması durumu, borçlanmanın artışıyla kapatılabilir fakat DuPont analizi sayesinde bu yola başvuran şirketleri hızlıca anlayabiliriz. Şirket borçlarından bağımsız gerçek anlamda nasıl bir getiri elde ediyor? Belirtmek gerekir ki, borçluluk durumunun yüksek seyretmesi ilk bakışta olumsuz gibi görünse de nakit akışı güçlü şirketlerde herhangi bir soruna sebep olmamakla birlikte gelecekte karlılığın sadece bir miktar daha düşebileceği yönünde bir işaret olabilir.

Dupont analizi bir şirketin güçlü ve zayıf yönlerini belirlememize olanak sağlayan faydalı bir tekniktir. Bu tekniği kullanırken şirketleri içinde bulundukları sektör ile birlikte değerlendirmek ve benzer büyüklükteki şirketleri kendi içlerinde kıyaslamak daha doğru bir yaklaşımdır.

Gelelim rasyolarımıza

Aktif karlılık DuPont analizi çerçevesinde en önemli rasyolarımızdan bir tanesi. Net dönem karının aktiflerin toplamına oranı olarak yorumlanabilir. Bu oranı bulurken net kar marjı ile aktif devir hızını çarpıyoruz. Varlıklarının kaç katına şirketi satın alabiliyoruz sorusuna bir cevap veriyor. Aktif karlılık aslında direk olarak yatırımların karlılığıyla ilişkilendirilebilir.

Özsermaye karlılığının yüksek çıkması için mutlaka bir şirketin ya aktif devir hızı ya da net kar marjı yüksek olmalıdır. Şirket varlıklarına kıyasla ne kadar kar yaratabiliyor? Aktif karlılığı yüksek olan şirketler daha az parayla daha yüksek kar elde ederler. Bu da yine söylediğim gibi yatırımların başarısıyla doğru orantılıdır.

Bir şirketin ROE’si (özsermaye karlılığı) yüksek olması illaki o şirkete yatırım yapmak gerektiği anlamına gelmez. ROE’yi diğer rasyolarla birlikte şirketin kendi geçmişiyle ve sektör ortalamalarıyla kıyaslayarak değerlendirmemiz gerekir. Peki bu rasyoyu nasıl buluyoruz?

Özsermaye çarpanı ile aktif karlılığın çarpımı sonucunda özsermaye karlılığına ulaşıyoruz. Unutmamak gerekir ki bir şirketin net kar marjı ne kadar artarsa satış başına daha fazla kar elde edeceğinden bu durum özsermaye karlılığını doğrudan artıran bir unsurdur.

Neden özsermaye karlılığı bu kadar önemli bir göstergedir? Çünkü yatırılan paraya karşılık gelen getiriyi en iyi ölçen rasyo budur. Yatırdığınız 100 liraya karşılık şirket size ne vaad ediyor? Bunu bilmeden yatırım yapar mısınız?

FastWeb Mali Analiz Pro yardımıyla örnek bir sektör üzerinden uygulamalı analizimize geçelim. Örnek olarak birbirine benzer özellikler taşıyan şirketlerin yer aldığı otomotiv sektörünü seçtim. Bu sektörün karşılaştırmalı dupont analizini son 12 dönemi, son dönemi 2020/09 seçerek analiz edelim. Peşinen uyarmakta fayda var, anlatılanlarının hiçbiri yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir.

Sektörün özsermaye karlılığının yıllık %39,35 olduğunu görüyoruz. Bu durumda sektör ortalamasının altında kalan üç şirketimiz var: ASUZU, KARSN ve TMSN.

Grafik: FastWeb Mali Analiz Pro

Aynı şekilde sektörün borç kaynak oranı %75,36. ROE’de tepede olan şirketlerin borç kaynak oranı bazında da sektörün üzerinde olduğunu söyleyebiliriz ancak bu durum şirketlerin geçmişiyle değerlendiriliğinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmıyor.

Grafik: FastWeb Mali Analiz Pro

FROTO örneğinden gidecek olursak, sektörün bir hayli üzerinde özsermaye karlılığına sahipken, aktif karlılığı da haliyle bununla paralel hareket etmektedir. Bu şirket özelinde göze çarpan diğer bir durumsa aktif devir hızının %211,6 ile diğer firmaların oldukça üzerinde kalmış olmasıdır. Bu durum varlıkların çok üzerinde satışları olduğuna işaret ediyor. Her şey iyi görünüyorken, hisse fiyatı ve karlılık ilişkisi grafiğine baktığımız zaman gerçekten de karlılığın artışına paralel hisse senedi fiyatının yükseldiğini görüyoruz. 2017’den bu yana dolar bazında BIST100 endeksine kıyasla yatırılan 100 liranın 682 liraya kadar arttığını söyleyebiliriz. Endeksteki değişim ise sadece %98,6. (Endeksin getirisinin neredeyse 3,5 katı)

Grafik: FastWeb Mali Analiz Pro

Özvarlık karlılığı bu kadar önemliyken bu rasyonun getirisini bir de portföy oluşturarak görelim. QueenStocks programı yardımıyla son 12 dönem özsermaye karlılığı %20’den büyük hisse senetlerini içeren bir portföy oluşturduğumuzda (BIST TUM hisse senetlerini tarayan) ve portföye maksimum 10 hisse senedi dahil ettiğimiz durumun geriye dönük test sonucuna bir bakalım.

Portföyün getirisinin BIST100 karşısında çok iyi bir performans sergilediğini söyleyebiliriz.

Yatırdığımız 100 liranın üç yıldaki getirisi 1,547 liraya ulaşırken, paramızı endekse yatırmış olsaydık aynı dönemde neredeyse hiç kazanamamış hatta bazı dönemleri zararla kapatmış olacaktık. Endekse göreceli olarak %1,371 getiriden bahsediyoruz. Bu müthiş bir oran.

Peki oluşturduğumuz portföyün içerisinde hangi hisse senetleri var, bunu görelim.

Son 3 ayda portföyde yer alan hisse senetlerinin getirilerini yukarıdaki grafikte görüyorsunuz. Bu tarz tek bir rasyoya dayalı modellerde birer aylık dönemler bazında portföy oluşturma yoluna gidildiğinde, portföyde yer alan hisse senetleri çok fazla oynamıyor. Burada dikkatimi çeken iki durum var aslında:

PKENT temmuz ayı %482 ve FMIZP %132 oranında getirileriyle portföyü uçururken, sonraki ay %-29 negatif sonrası portföyün getiri ortalamasını %-5’e kadar çekmiş ve ilgili ayda portföyün getirisi endeksin getiri ortalamasının altına düşmüş.

Portföyün performansını yorumlarken sıklıkla başvurulan sharpe oranı, modelimizde 1,47. Bu oranı bulmak için, oluşturduğumuz portföyün ortalama getirisinden risksiz faiz oranını düştüğümüzde ve çıkan değeri portföyün standart sapmasına böldüğümüzde ki bu oran 18,34, sharpe rasyosuna ulaşmış oluruz. Her durumda sharpe rasyosunun yüksek çıkmasını istediğimizden ya portföyümüzün getirisini yüksek tutacağız ya da portföyün standart sapmasının düşük çıkmasını isteyeceğiz. Düşük risk ile yüksek getiri arıyorsak bu oran mutlaka yüksek çıkmalıdır. Modelimizdeki sharpe rasyosu istediğimiz sınırlar içerisinde.

Kısacası borsada sihirli bir formül aramak yerine stratejilerimizi bir sistem dahilinde mutlaka masaya yatırmalı ve geçmiş veriler üzerinden test etmeliyiz. Başka türlü X piyasasında işe yaradığını gördüğünüz bir strateji, Y piyasasında sıradanlaşabilir, zarar yazmamıza sebep olabilir.

Bir sonraki yazımızda teknik indikatörlerin nasıl optimize edileceği üzerine konuşacağız.

Bol kazançlar.

Güney Örnek

Güney Örnek: BORSADA GÖRECELİ DEĞERLEME YÖNTEMİ

Onur Çelik: Kredi kanalları tıkanınca halka arzlar patladı mı?

Cemre Yoldaş: BİR İHTİMAL DAHA VAR: BORSANIN SİHİRLİ ALANI

Bank of America: Wall Street’te balon şişti

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

haber 24 ntv spor izmir haber istanbul haber bina guvenlik sistemi guvenlik sistemi teknim alarm sistemi kamera sistemi kamera sistemi bakıcı kamera sistemi bakıcı kamera sistemi Google